İnceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2010 Çarşamba

Harvard'lı doktorlardan ilginç araştırma(!)

Efendim neymiş, Harvard'lı doktorlar bir araştırma yapmışmış da, geceleri geç yatan veya az uyuyan gençler daha çok intihara meyilliymiş.

Ben hayatımda bu kadar düz bir araştırma ve bu kadar düz bir bilimsel metodoloji ile karşılaşmadım. Galileo olsaydı, kafalarını kırardı bunların.

Ya bu çocuklar, gündüzleri onlara dayatılan hayatı yaşamaktan bıktılarsa da, gündüz tahakkümü altında kendi hayatlarına çaldıkları gece-zamanlarında, yaşamak istedikleri bir yaşamı takip ediyorlarsa?

Ya bu çocuklar, yalnızca geceleri özgür olabiliyorlarsa ve bu onlara bırakılmış tek şanssa? Bu çocuklar, facebook'ta veya kitap okuyarak; müzik dinleyerek veya saçma sapan internet sörfü yaparak yaşadıklarını hissetmek zorunda bırakıldılarsa?

Belki de gece geç yatmalarının sebebiyle, intiharlarının sebebi aynıdır? Ne dersiniz Harvard'lı dokorlar?

11 Şubat 2009 Çarşamba

Bomba Kadınlardılar - 1 : Luxemburg



Rosa Luxemburg bomba bir kadındı, çünkü;

- Eşitliğin özgürlüğü getireceğinin farkında olması yanında, yoldaşlarından farklı olarak özgürlük olmadan eşitliğin sürdürülemeyeceğinin de farkında olan nadir insanlardı.

- Demokratik hakları için her türlü mücadelenin içinde bulunmuş, özgürlükçü olmayan hiç bir akımın barışı getiremeyeceğini bilmişti.

- Her zaman savaş karşıtı olmuş önceden içinde bulunduğu partinin aksine kendini ve "statü"sünü düşünmeden savaşı lanetlemişti.

- Tüm bunları yaptığı, çağının ilerisinde düşünebilen bir kadın olduğu için de öldürülmüştü.

"Without general elections, without unrestricted freedom of press and assembly, without a free struggle of opinion, life dies out in every public institution, becomes a mere semblance of life, in which only the bureaucracy remains as the active element".

Bomba Adamlardılar - 5 : Allende




Salvador Allende bomba bir adamdı, çünkü;

- "Kendi kaderini kendi tayin etmekten aciz insanların" kendi kaderlerini tayin etme hakkının bir temsili olmuştu.

- Tüm yabancı sermayeyi, ülkesinin zenginliklerini halkının eline teslim etmişti.

- Kendi cebinden daha çok ve her zaman halkını düşünmüştü. Bir politikacı için çok enteresan bir özellik.

- Tüm bunları yapmak ve korumak için her şeyi yapmış, sonuna kadar mücadeleden vazgeçmemiş ve savaşarak ölmüştü.


"El Pueblo Unido jamas sera vencido"

5 Şubat 2009 Perşembe

Bomba Adamlardılar - 4 : Lumumba




Patrice Lumumba bomba bir adamdı, çünkü;

- Çünkü Kongo'yu Belçika egemenliğinden kurtarıp, demokratik bir seçimle seçilen ilk başkanı olmuştu.

- Kral'ı hayatı pahasına önemsemeyip, tamamen bağımsız bir Afrika cumhuriyeti kurmaya çalışmıştı.

- Hayalleri o kadar ileriydi ki, tüm Afrika'yı birleştirme fikrini cesurca ortaya atmıştı.

- İnandığı şeylerden asla taviz vermemiş, bir fikir ve devlet adamıydı. Bu inandıkları yüzünden katledildi.

25 Ocak 2009 Pazar

Bomba Adamlardılar - 3 : Faraday



Michael Faraday bomba bir adamdı, çünkü;

- Hayatı boyunca doğru düzgün hiç matematik öğrenmemiş, tüm bulgularını sözel olarak ifade edebilmiş,

- Elektromanyetizma ile ilgili tarihin en önemli ifadelerinden birini bulmuş,

- Her şeyiyle kendini tek başına geliştirmiş ve okutmuş,

- Kraliçenin "Sir" ünvanını reddederek çoğunun aksine bilimi statü için yapmadığını kanıtlamıştı.

Bomba Adamlardılar - 2 : Tesla



Nikola Tesla bomba bir adamdı, çünkü;

- Edison gibi prestijli ve dev bir tüccar karşısında her zaman durup "alternatif akımı", sınırsız bedava enerjiyi savunmuş,

- Sırbistan'dan fırsatlar diyarı Amerika'ya gelip, bu fırsatları yerlilerinin tersine dünya ve insanlık yararına kullanmış,

- Alternatif akım gibi dahilik derecesinde bir basitliği dünyaya tanıştırarak, doğru akım sebebiyetiyle kaybolan enerjiyi önlemiş,

- Paraya veya benzeri statülere hiç bir zaman önem vermemiş ve bilim adamı olmanın kendini insanlığa adamak olduğunu unutmamıştı.

24 Ocak 2009 Cumartesi

Bomba Adamlardılar - 1 : Einstein



Albert Einstein bomba bir adamdı, çünkü;

- Aynı sene (1905) içerisinde fotoelektrik etki, kütle-enerji dengesi ve özel göreliliği bulduğu,

- İflah olmaz bir hümanist ve savaş karşıtı olduğu,

- Görelilik Kuramını oluşturup 20'nci yüzyıl bilimini kökünden değiştirdiği,

- Her zaman bir bilim adamının tek görevinin bilim olmadığını farkedip, daima toplumsal sorumluluklarına sahip çıktığı için.

11 Ocak 2009 Pazar

Türkçe Rock Müziğin En İyi 11 Albümü - 10

NEKROPSİ – Mİ KUBBESİ (1996)

Uzun bir aradan sonra tekrar yazı dizime devam ediyorum. Onuncu albüm olarak seçtiğim albüm ise Nekropsi’den “Mi Kubbesi”. “Mi Kubbesi” albümünün gitarlarında Cem, basta Cenk, davul, darbuka ve bendir de Cevdet, gitar, efektler, sampling ve basta Tolga var. Ayrıca, bu seçimimde de aynı bir önceki yazıdaki gibi iki albüm arasında kalma durumu var. Nekropsi’nin iki albümünde aslında İhtiyaç Molası’nda kaldığım kadar büyük bir ikilemde kalmadığımı itiraf etmeliyim. İhtiyaç Molası’nın iki albümü birbirine çok yakın albümlerdi; ancak, Nekropsi’nin iki albümü arasında gerçekten çok büyük farklar var. “Sayı 2” albümü, endüstriyel metalden, progresif rock’a hatta elektronik müziğe kadar uzanan biraz da “postmodern” bir albüm. Fakat “Mi Kubbesi” birazdan açıklamasını yapacağım üzere belki de Türkiye’de yapılmış gerçek anlamdaki tek progresif rock albümü. Temel seçim kıstasım buydu. İsterseniz şimdi parçaları incelemeye geçelim ve yukarıdaki kısmen iddialı yorumumu birazcık da olsa açmaya çalışayım.

Parçaların tamamı enstrümental ve istenilirse bir bütün gibi düşünülebilir her progresif albümde olduğu gibi. İlk parçanın adı “Crying Game”. Crying Game’de bariz olarak hissedilen ancak albümün geneline de yer yer yayılmış bir speed havası var. Ancak bu speed havası bazen gerçekten bambaşka bir şekilde halay havasını andırabiliyor. Çeşitli samplinglerle desteklenmiş güzel bir parça. İkinci parça “Fok” ise gitar sololar, gitar riflerinin çeşitliliği ve şarkının hızlanıp yavaşladığı yerlerin güzel uyumu ile dikkat çekiyor. Az önce bahsettiğim halay havasını iyice hissettiren şarkı ise üçüncü parça “Efsane” şarkının ortasına kadar bize eşlik eden hey heyler bu duyguyu körüklüyor. Fakat şarkı ortada birden duruluyor ve klavyenin yarattığı atmosferde yeryer güzel arpejler bazen de sanki bir bağlama dinliyormuşsunuzcasına çalan gitar yer buluyor. Parçanın sonunda ise parça eski havasına dönüyor ve vokal-samplingler ile sonu getiriyor. Dördüncü parça “Çarşı” ise kısa bir parça; darbukanın kullanıldığı ve sevimli bir melodiyle desteklendiği bu şarkı hoş bir bağlayıcı niteliğinde. Beşinci parçanın adı ise “94 Kor”. Hemen itiraf etmeliyim bu parçada King Crimson’ın “21st Century Schizoid Man” şarkısının başındaki çılgınlığa benzeyen bir his aldım. 94 Kor sürekli takip eden bir ritimin eşliğinde yer yer gitarın yeryer vurmalıların yaptığı bir dizi enteresan bölüm ile ilerliyor ve bir nevi tedirgin kaçış havası yaratıyor. Sonra da yine o çılgınlıkla kapanıyor. Ardından “Derinlik” geliyor. Derinlik içinde çok fazla farklı atmosfer barındıran bir şarkı. Gitar, klavye ve davul farklı zamanlarda ön plana çıkıp atmosferin yaratıcısı oluyorlar. Gerçekten parçadaki sakinliğin sebebi içinde barındırdığı derinlik hissi. Ardından gelen “Dimli mi” başta yarattığı hava ile biraz ürkütücü. O ürkütücülüğü şarkının sonuna kadar sürdürüyor. Peşindeki şarkı “Lim” ise iki yavaş ve derin parça ardından biraz daha hareket getiriyor albüme. “Hinou” Lim’den devraldığı yerde sürdürüyor albümü. İçerisinde bir bas atağı bulunduran bu parça da grind/speed diyebileceğimiz o davul ritmlerini de tekrar gösteriyor. Onuncu şarkı “Çarklar”. Çarklar içinde çan etkisi yaratan bir efekt ve vokal samplingleri ile Nekropsi’nin tek albümle yarattığı o tarzına hizmet ediyor. Genele hakim speed riffler, bazen araya giren ufak sololar, ataklar, dur-kalklar aksak kısımlar, grind davul ritmleri vb. Yavaşlayan yerlerde etkiyi artıran klavye veya efektler. Çarklar’ın ardından “Ateis” geliyor. Bu parça da hoş aksak riffleriyle öne çıkan bir parça. Ayrıca içinde bir kaç farklı efekt de bulunmakta. “Göç” ise “atmosfer” diye adlandırdığımız o şeyi en iyi yaratan parça olabilir albümde. Tam bir mod şarkısı da denilebilir. “Kubbealtı” bir şarkıdan çok bir bendir taksiminden bir parça. “Yollar” klavyenin girişteki kullanımıyla göze çarpan bir şarkı. Gayet uzun olan Yollar’ın en dikkat çekici kısmı bence darbuka ile o albüme hakim speed rifflerine eşlik edilmesi. “Son” sert tonlu bir gitar ritminin sürekli eşlik ettiği ve efektlerin arka planda “solo”suna şahit olabileceğimiz bir parça. Gitarda da e-bow kullanılarak yapılmış hoş melodiler var. On altıncı ve son parça ise “16-41”. Bu parçada endüstriyel özellikleri hissedebiliyoruz. Bunun yanı sıra davullarda da o endsüstriyel ton ve ritmler bulunuyor. Bir fabrikanın tıkır tıkır işlemesini andıran bir girişi var parçanın. Ardından gelen kısım da sanki bir nevi paydos anını anlatıyor. Daha sonlara doğru klavyenin gelmesiyle bu endüstriyellikten biraz sıyrılıyor parça fakat birazcık elektronik müziği andırmaya başlıyor. Sonlara doğru gitarın iyice baskınlaşmasıyla aksak ritmli bir parçaya dönüşerek kapanıyor albüm. Nekropsi Türkiye’de çıkmış albümler arasında en deneysel şeyleri denemiş, tüm albüme hakim hava ile kendine özgü bir tarz yaratmış bir grup olarak akıllarımıza kazınıyor böylece. Son olarak Nekropsi’nin Hipodrom Konseri videosuyla sizi başbaşa bırakmak istiyorum:

NEKROPSİ HİPODROM KONSERİ

NEKROPSİ 4 NALA ÇALAR

Ayrıntılı bilgi için;

http://www.myspace.com/nekropsinekropsi

26 Kasım 2008 Çarşamba

Türkçe Rock Müziğin En İyi 11 Albümü - 11

Öncelikle böyle bir liste ve incelemeler bütünü yapmak çok riskli bir iş, bunun farkındayım. Yalnız, bazı güncel albümler ile, bazı eski klasikleri neden almadığımı belirtmek istiyorum. Öncelikle psychedelic rock hayranı olmama rağmen Replikas’ın herhangi bir albümünü bu listeye dahil etmedim. Tamamen kişisel sebepler. Henüz tek albümü olan Çamur, Dinar Bandosu ve Dandadadan gruplarını çok sevmeme rağmen, çok yeni olduklarını ve albümlerinin tam bir gelmiş geçmiş listesinde yer almaya uygun olmadığını düşündüm ve koymamaya karar verdim. Haramiler, Mavi Işıklar, Cem Karaca, Barış Manço gibi saygı değer isimleri ise bildiğimiz anlamda bir rock kıstasına kafamda oturtamadığım için sıralamaya almamaya karar verdim. Bunu The Beatles’ın büyüklüğüne rağmen çok da rock müzik sayılamayacağını düşünerek kıyaslayabilirsiniz. Tüm bu açıklamalardan sonra sorumluluğu üstüme alıyor ve seçimlerin benim öznel seçimim olduğunun farkında olduğunuzu kabul edip affınıza sığınarak numara onbir ile başlıyorum.

İHTİYAÇ MOLASI - 1.5 (2004)

“1.5” , geceyarıları yollararası metropolitik rock grubu İhtiyaç Molası’nın ikinci ve şimdilik son albümü. Çanakkale kökenli grubun kuruluş tarihi ise 1995. Şu anda etkinliklerine İstanbul’da devam etmekte olan grubun gitar-vokalinde Taner Sarf, baslarında Sinan Gürsoy, Davul ve vurmalılarda Murat Güllü ve akademisyenlik geçmişi olan, ayrıca tiyatro müzikleri de yapan Tolga Çebi ise grubun keman ve keyboardlarını çalıyor.

İhtiyaç Molası çok sevdiğim bir grup olduğu için, belki de progresif rock hayranı biri olarak Türkiye’de de böyle şarkıların yapıldığını görmek hoşuma gittiği içindir, bir albümünü bu listeye koyacağımdan emindim. Ancak, içinde yabancı dilde parçalar da barındıran, enstrümental ağırlıklı şarkıları olan ilk albüm “Milad”ı mı, yoksa yer yer biraz fazla söz tekrarı olan, içinde biraz enteresan hatta pek sevilmeyen 1.5 tanem parçasını barındıran hatta albüm ismi olarak alan “1.5” albümünü mü seçecektim karar verememiştim. Daha sonradan “1.5”u almaya karar verdim.

Peki neden? 1.5 albümü enstrümantal parçalar içermiyor; ancak, parçaların içindeki düzenlemeler gitarın ve klavyenin uyumu gerektiği zamanlarda ise devreye kemanın girerek kontrolü eline alması, belli bir insan grubunun sanki kendi hikayelerini dinliyorlarmış gibi dinledikleri sözler ve tüm bunun yanında sıkmayan riffler, Dümeni Bırak adlı parçanın girişini saymazsak tamamen yeniymiş izlenimi bırakan melodiler ile başında kendinizi verip sonuna kadar konsantre dineleyebileceğiniz bir albüm!

O zaman ilk şarkıyla incelememize başlayalım. İlk şarkının adı “1 Buçuk Tanem”. Şarkı biraz kişisel bir şarkı olma özelliğini taşıyor, çünkü şarkı gerek sözleriyle, gerek içerdiği naif mizahıyla grup üyelerinin salt kendileri için yaptığı eğlenceli bir şarkı gibi duruyor. Şarkıyı böyle düşündüğünüz zaman gayet eğlenceli de olabiliyor. İkinci parçanın adı ise “Her Zaman”. Her zaman adlı parça klasik bir gitar riffiyle giriyor, daha sonra aynı riff süslemeler ile devam ediyor, arada sözler giriyor, gitar distortion tonuna geçiyor. Ancak nakarat kısmında arkada gitarın çaldığı partisyonlar normal bir rock şarkısından çok daha farklı ve tat verici. Nakaratın hemen akabinde, kemanın gitarın nakarattaki tonuna benzer bir şekilde girişi ise muazzam. Yaklaşık bir dakikalık keman solosu ve ona yer yer eşlik eden solo gitardan sonra klavyenin etkin olduğu nispeten yavaş kısım giriyor ve ardından nakarat tekrarları ila şarkı son buluyor. Üçüncü parça ise “Ay”. Benim şahsen albümdeki en sevdiğim parça. Kısa sözleri olan ve fazla tekrara sahip olan bu parça, aynı şekilde söz konusunda albümdeki en güçlü parça. Çok basit ve herkesin yaşadığı basit bir hali samimi ve duygulu olarak verebildiğine inandığım bir şarkı kesinlikle. Enstrüman düzenemeleri de aynı şekilde gayet başarılı, şöyle ki; öncelikle akustik gitar ve efektle bezeli bir klavye introsu ve aynı ezgiyle devam eden vokaller sonra yine yumuşak vokaller ve davulun girişi, akabinde grubun hep beraber söylediği o samimi nakarat, nakaratın bitişi ise gerçekten özgün. Ardından diğer sözler ve tekrar; nakarat tekrarları ile sertleşen gitar riffleri, gitar solosu ve daha sonra gerçekten Türkiye’de progresif rock var diyebileceğimiz bir 2 dakika ile şarkı kapanıyor. Ardından gelen dördüncü parça “Uyandım” daha çok içinde keman partisyonları barındıran ve sırtını hafif batı müziğine veren bir parça. Beşinci parça “Sus” ise kısa ve özgün, biraz da sert bir rock parçası. Altıncı parça “Gülümse” enteresan bir girişe sahip, Anadolu ezgilerini içinde güzel harmanlayabilmiş bir şarkı. Öyle ki insanın oynayası geliyor. Özellikle şarkıda kemanın kullanımı çok güzel. Albümdeki sonraki parçanın adı “Gece”. Gece, ilk iki dakikasında piyano, gitar ve vokalin uyumlu gittiği hoş bir yavaş parça gibi gidiyor. Ancak, ardından son dakikada kemanın ve elektrik gitarın girmesiyle şarkı çoğu İhtiyaç Molası şarkısı gibi gidişatından “farklı” bir hal alıyor. Sekizinci parça ise “Mekanlar”. Mekanlar da vokal partisyonlarının gayet enteresan ve eğlenceli olduğu bir şarkı; tabi ki, Tolga Çebi’nin dahice kemanlarının eşliği ile birlikte. “Dümeni Bırak”, albümün dokuzuncu parçası, her ne kadar rock klişesi rifflere sahip olsa da belki de albümün en eğlenceli parçası. Onuncu şarkı “Merak Oldum”, 70’ler rock müziği tadında bir girişten sonra yavaşlıyor ve biraz daha Beatles tarzı vokallere dönüyor ve nakaratta tekrar o yetmişli yılları hatırlatan riffler ve hammond org eşlikleri ile devam ediyor. Son şarkının adı ise “Umut”. Umut şarkısı tam anlamıyla bir kapanış şarkısı, belki de Ay kadar güçlü sözleri ve düzenlemeleri olan başka bir şarkı daha. Gitar soloları, davulun güzel eşlikleri, basın yerli yerinde çalışı, kemanın ve klavyenin tüm albüm boyu yaptığı gibi inanılmaz uyumu. Tam anlamıyla güzel bir kapanış.

Sonuç olarak yaklaşık 46 dakikalık bu müzik ziyafetini herkese önermekten geri kalmıyor ve Türkiye Progresif Rock’ının sayılı bir kaç grubundan biriyle sizi başbaşa bırakıyorum;

HER ZAMAN

Ayrıntılı bilgi için;

http://www.ihtiyacmolasi.com/